Gelişim

Değişim Ruhunu İçinde Yarat !

“Egzersizin yararlarını hap haline getirebilseler, sağlıklı olmaya yönelik en güçlü ilacı elde etmiş olurduk.”

***

Hayat bir metafor. Her an’ı, soyut-somut, maddi-manevi her şeyiyle büyük bir metafor. Muazzam bir sekilde tasarlanmış, iç içe geçmiş, yansıtılmış, başkalaşmış, boyutlaşmış, cevapları sorulara gizlenmiş, tam bir ‘şaşı bak şaşır’ malık koca bir metafor. Baktığımız her şeyde aynı anahtar gizlenmiş. Hepimiz farklı gidiş yollarımızda kendi metaforlarımızla, aynı şeye doğru yol alıyoruz.

Peki bu yolda senin metaforun ne?

Bu kadar nesneler uzerine kurulu bir hayatta sadece dikkatimizi biraz daha kedimize çekmek istiyorum.

Her şeyin temelinde kocaman büyük bir denge yatıyor. Kısaca homeostasis. Yani; canlı sistemlerin kendi temel fizyolojik işleyişlerinde kendisini bulunduğu çevreye uyumlama hali.

İnsanın ihtiyaçlarından bahsetmiştik. Mesela değişim, ilerleme, yaratma, şefkat veya sevgi ihtiyacı. Temelde ne istiyoruz? Huzur ve mutluluk. İhtiyaçlarımızı ne derece degeli şekilde giderebilliyorsak o derece yüksek enerji sevilerinde huzurlu ve mutlu halde yani “sağlıklı” var olabiliyoruz.

Elvan Songun

Elvan Songun

Kendinde neleri değiştirmek istiyorsun?

İhtiyaçlarının ne kadar farkındasın?

İhtiyaçlarının farkında olmak ve değişimin için öncelikle kendinin ne kadar fakındasın?

İnsanoğlu, bugüne kadar hiç bir teknolojinin üretemediği muazzam bir sistem olarak tasarlanmış. Omurga, sinirler, beyin, kanımız, kemikler, kaslarımız, fiziksel ve ruhsal uyumlanmamız, iyi hissetme hali, akıl, zihin, bilinç ve bilinç altı,  düşünce ve duygularla somut bedenin bir aradalığı. Yani kendi başımıza, sadece olduğumuz halimizle, muhteşem varlıklarız.

Her şeyden önce sağlık geliyor ve somut gerçek şu ki; insanoğlu hareket etmek üzerine programlanmış bir canlı. Yemek yemek su içmek gibi bedenimizin harekete de ihtiyacı var. Akıl ve bedeni ile bütünleşmiş düzenli ve bilinçli harekete. Sade bir yürüyüş değil dengeli ve iyi gelişmiş bir hareket kabiliyetine.

Peki neden hareket ederiz?

Canlıların ortak özelliği hareket etmektir. Hayatta kalmak ve ihtiyaçlarımızı gidermek için hareket ederiz.

Hepimiz sağlıklı, zinde ve fit olmak istiyoruz. Bir şeyi ne kadar çok istiyorsak öncelikle onu iyi öğrenmemiz, tüm detaylarıyla tamamen farkında olmamız gerekir. Bir sonraki basamak onu sindirebilmektir ve biraz zaman gerektirir. En sonuncusu ise onu içselleştirerek bütünleşebilmek. Bu nedenle öncelikle o işin matematiğine, teknik bilgisine yani sistematiğine yeterince hakim olmalıyız. Değil mi?

Sen de kendinden yeni bir sen yaratmak istiyorsan öncelikle kendi sistematiğine yani kendi sisteminin işleyiş tekniğine yeterince hakim olmalısın. Sen sadece beden değilsin, sadece zihin değilsin ve sadece ruh değilsin. Sen bunların bütününden de ötesisin.

Hareket etmeye programlı insanoğlu için ‘özellikle günümüz koşullarında’ düzenli egzersiz genel sağlık durumumuz açısından ne kadar önemlidir ve neler içermelidir? Bunu kavramak için de bugün metaforumuz ‘sistematik’.

Haydi sistematiğe başlayalım:

Sağlıklı, fit bir bedene ve iyi bir ruh haline sahip olmak istiyorsak temelde kabaca önemli üç unsur vardır; antrenman (bilinçli ve düzenli hareket), beslenme ve dinlenme.  Ve insan vücudunun fiziksel bakımı şu dört alanı kapsar: Nefes, Duruş, Bedensel Tedaviler, Egzersiz.

Egzersiz ve sağlık adı altında öncelikle ilginizi de çekebileceğini düşündüğüm ve çok sevdiğim iki tanımdan bahsetmek istiyorum. Bunlar, günlük dilimizde çok sık kullandığımız “Fitness” ve belki de hiç duymadığımız “Runner’s High” terimleri.

Düzenli egzersizi tıpkı görünmeyen bir ilaç gibi düşünebiliriz. Bedenin kendi içinde yarattığı doğal bir ilaç. Bir saniye içerisinde su ile yuttuğun bir hap değil de hayatın boyunca düzenli aralıklarla kendin üretip kendin kullandığın, sürekli yenilenen, bitmeyen bir ilaç.

Mesela düzenli egzersiz sayesinde endorfin denen ve ruh halini olumlu etkileyen güçlü maddelerin etkisinin arttığı keşfedilmiş. Bu maddelerin etkisi morfine benzer ama çok daha hafiftir. Endorfinler adlarını (endo: endojen- içsel , -rfin: morfin) morfine benzer etkilerinden almışlardır. Egzersiz endorfin düzeyini arttırır, aynı şekilde ruh hali de değişir.

Spor bilimine dair yaptığım arastırmalarım sırasında karşılaştığım “Runners high” terimi işte tam da budur. Yani koşmaya başladıktan bir süre sonra gelen o meşhur ‘sonsuza kadar koşabilecekmiş’  hissi. Runner’s high uzun süreli ve yeterli şiddetteki  aerobik egzersiz sırası ve sonrasında beyinden yüksek miktarda doğal endorfin ve diğer kimyasalların (seratonin, melatonin vb) salınması ile oluşur. Yani egzerisiz sırası ve sonrasında hissedilen yoğun  fiziksel ve zihinsel mutluluktur. İşte bu, sporun o ‘meşhur’ bağımlılık yapıcı hissidir. Onu yeniden hissetmek istediğin ve seni çok güçlü, çok bütün, son derece sağlıklı, dünyaları yaratacakmış gibi hissettiren o kuvvetli sağlık dürtüsüdür. Bu dürtü okuyarak öğrenilebilen ya da anlatılınca anlaşılabilen bir şey değil ancak ‘hissedilebilen’ bir olma halidir. Bu sayede özdeğer duygusu yüksek ve daha mutlu bireyler oluruz. Gerginlik, depresyon, yetersizlik duyguları ve sıkıntılar büyük oranda azalır.

Peki, Fitness terimi nereden gelir? Fitness, ‘dinçlik’ demektir. Her harf bir terimin sembolüdür. Frequency, Intensity, Time, Nutrition, Equipment, Stretching, Safety. Yani amacına hizmet eden iyi bir egzersiz, frekans (sıklık), şiddet, süre, beslenme, ekipman, esnetme-germe ve güvenlik unsurlarını en doğru şekilde içermelidir. Peki bu nasıl olacak?; “Düzenli bir egzersizde nelere dikkat etmeliyiz? Bize en uygun egzersiz çeşidi neler olabilir?” Bir sonraki yazıda kısaca bunlara değineceğiz.

Kendinden yeni bir sen yaratmak istiyor musun?

O zaman ‘olduğun yerden başla ve gerçek ol’ demiştik. Yaratıcı ol ve ilk heyecanını kaybetmeden ertelemeden değişime başla. Doğru zaman ‘şimdi’.

Demiştik ya metaforumuz sistematik, anahtar kelimemiz denge. Sadece spor değil bir yaşam felsefesi olarak hatırlamak gereken son bir şey daha var. Her şey dozunda gereklidir. Bu yüzden sözlerimi öğrencilik yıllarımdan hoşuma giden Toksikoloji biliminin babası Paracelsus’tan bir alıntı ile tamamlamak istiyorum.

“Hiçbir şey tek başına ‘sadece yararlı’ veya ‘sadece zararlı’ değildir. Bir şeyin bize verdiği yarar, zarardan fazla ise onu tercih ederiz. İlaçla zehiri ayıran tek fark dozudur.”

İyi Sporlar!

Yorum yaz

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Popüler Yazılar

Yukarı