Seyahat

İstanbul’dan kaçmak artık moda! İstanbul’a yakın gezilecek yerler

İstanbul ‘dan kaçış şehir insanı için bir fırsat. Şehir hayatının kasvetli havası, günlük hayatın yorucu hali ve stresi derken hayatı yaşamayı etrafımızdaki güzellikleri fark etmeyi çoğu zaman ihmal ediyoruz. Tüm bunların üzerine bir de İstanbul trafiği eklenince insan ister istemez kaçmak istiyor. Hazır yaz mevsimi yaklaşmışken havalar ısınmışken hafta sonunu, resmi tatilleri değerlendirmek gerekir.

Üzerindeki kasvetten kurtulmak adına silkelenmek isteyen İstanbul halkı çevre illere bile gitmeyi göze alabiliyor. Bu sebeplerle siz de bu şehirden biraz olsun uzaklaşmak ve farklı bir hava solumak istiyorsanız bazısı İstanbul sınırları içinde olan, kimisi de çok yakınında konumlanan pek çok yeri sizler için seçtik. Havalar güzelleştikçe İstanbul’da durmak daha zor olmaya başladıysa ve yaza kadar sabredemeyecek gibiyseniz siz de bu noktalardan birine tatil kaçamağı yapabilirsiniz.

İstanbul’a Yakın En Güzel Yerler

Maşukiye, Kocaeli

İstanbul’dan 1,5 saat uzaklıktaki bu muhteşem köye şahsi aracınızla ulaşabilirsiniz. Bahar aylarında sıklıkla ziyaret edilen Maşukiye’nin iki önemli noktası sizi buraya çekmeye yetecek. Bunlardan biri kış sporlarının vazgeçilmez noktası olan Kartepe Kayak Merkezi, diğeri ise huzur içinde piknik yapabileceğiniz Maşukiye Şelalesi. Üstelik Kartepe sadece kayak için değil, aynı zamanda piknik için de çok ideal bir alan. “Kendin pişir, kendin ye” tarzında bir eğlence anlayışınız varsa burada harika vakit geçireceğinizi garanti ediyoruz. Eğer doğanın tadını çıkarıp güzelce karnınızı doyurmak istiyorsanız Vadi Restaurant’ta oldukça meşhur ve enfes bir lezzete sahip olan kiremitte alabalığı tercih edebilirsiniz. Köy havasını özleyenlerdenseniz Maşukiye’nin Kirazlı ve Kuzu yaylalarında vakit geçirmenizi öneriyoruz. Kendinizi yeniden keş
fedeceğiniz ve yüreğinizin en derin noktasından size huzur fısıldayan sesleri duyabileceğiniz sakinliğe sahip Maşukiye’den döndükten sonra anılarınızı anlatmaya “bir varmış bir yokmuş” diye başlayacaksınız.

Kandıra, Kocaeli

Kocaeli’ne bağlı Kandıra ilçesi, doğal güzellikler açısından İstanbullulara güzel bir tatil alternatifi olabiliyor. İlçe merkezine oldukça yakın bir mesafede bulunan ama sakin bir kamp yapma özlemi içinde olanlara eşsiz bir seçenek olan Sarısu, büyüleyici bir güzelliğe sahip, mutlaka görülmesi gereken Kandıra nimetlerinden oluyor. Kefken bölgesine de uğrarsanız sizi yapısıyla büyüleyecek bir oluşumla daha karşılaşacaksınız, Pembe Kayalar ile. Pembe Kayalar, güneş ışınlarının yardımıyla misafirlerini etkilemeyi amaçlarcasına pespembe bir duruş sergiliyor. Nerede yiyelim derseniz de bahçesinde sizi tavus kuşuyla karşılayacak olan Kandıra Sofrası’nı tercih edebilir ve piknik masalarının üzerinde güzel bir köy kahvaltısı edebilirsiniz. İstanbul’dan 146 km ötede bulunan Kandıra’yı bahar aylarında bir görmelisiniz.

Sapanca, Sakarya

İstanbul’dan yaklaşık 139 km uzaklıkta olan Sapanca’ya geldiğinizde Kırkpınar’ın sakinliğiyle tanışmanız gerekiyor mutlaka. Çünkü çiçeklerle bezenmiş olan bu mahalle, şehrin boğucu havasından sizi uzaklaştıracak. Hatta gelmişken Naturköy’de buraya göç etmiş olan Çerkezlere özgü lezzetlerle güzel bir kahvaltı edebileceksiniz. Bu enfes kahvaltının ardından yolu Sapanca’ya düşen düşmeyen herkesin bildiği Sapanca Gölü’ne doğru çevirebilirsiniz rotanızı. Hatta gelmişken geceyi burada geçirmek için göl çevresindeki otellere bir göz atabilirsiniz. Huzurla kitabınızı okuyup kahvenizi içebileceğiniz sakinliği olan bu yer ATV ile safariye çıkabilecek kadar da çılgın rotalara sahip. Bunlardan dolaı çok farklı kesimlerden kişilerin tercihi olan Sapanca’yı seyahat planlarınız arasına aldıysanız ilkbahar aylarını tercih etmenizi tavsiye ediyoruz.

Acarlar Longozu, Sakarya

204 kilometrelik mesafeyle İstanbul’dan ayrı düşen Acarlar Longozu, Sakarya iline nasip olmuş bir güzellik. Bu yüzden İstanbulluların burayı ziyaret edebilmesi için araçlarıyla yaklaşık iki buçuk saat seyahat etmesi gerekiyor ama Acarlar Longozu öyle enfes bir güzelliğe ve doğallığa sahip ki yolda geçirilen vakti de yaşanan yorgunluğu da unutturuyor. Burayı özel kılan şey ise ülkemizde sınırlı sayıda longoz ormanının kalmış olması. Akarsuların setlerini aşamayarak yeni oluşumlara gebe kalmasından mütevellit bu yepyeni sisteme ad olan longoz ormanlarından Acarlar, 7,5 kilometrelik bir alana yayılıyor. Ekim ve kasım aylarında görenleri büyüleyen renk cümbüşünün sahne aldığı Acarlar Longozu’nda çıkacağınız yürüyüş sizde bağımlılık yapacak. Eğer öğleden önce ziyaret ederseniz sizi nilüfer çiçekleriyle şaşırtacak ve büyüleyecek bu orman. Acarlar Longozu için Sakarya’ya geldiğinizde ıslama köfte yemeden dönmemenizi öneriyoruz.

Kıyıköy, Kırklareli

İstanbul’a yalnızca 2 saat uzaklığı bulunan Kıyıköy, Kırklareli’nin Vize ilçesinde bulunuyor. Boş zamanlarınızda veya kafa dinlemek istediğinizde kaçıp gelebileceğiniz bu yerde yapılacak en popüler aktivite trekking. Temiz havayı ciğerlerinize depolamak, şehirdeki strese dayanma kat sayınızı da artıracak. Bu yüzden fırsat buldukça gelmek isteyeceğiniz Kıyıköy’den bu yürüyüşlere rağmen dinlenmiş olarak ayrılacaksınız. Trekking size göre değilse ama balık tutmayı seviyorsanız Kıyıköy falezleri size bu imkânı sağlayacaktır. Buraya gelenlerin ziyaret etmeden ayrılmadığı yer, Aya Nikola Manastırı onu koruyan ve bakımıyla ilgilenen gönüllü bir meleğe sahip olmasından ötürü ilgi çekiyor. Buraya 30 yılını veren birinin varlığını bilerek bu antik yapıyı ziyaret ettiğinizde bakıma muhtaç bir yaşlının son demlerini yaşadığı düşünceleri oluşacak zihninizde. Bu yüzden bu yıpranan tarihi yapıyı hala ayaktayken görmek isteyeceğinizi düşünüyoruz. Günün sonunda da açlığınızı SonTango Restaurant’ta yiyeceğiniz Kıyıköy’de meşhur olan kalkan balığıyla gidermenizi öneriyoruz.

İğneada, Kırklareli

İstanbul’a yalnızca 2 saat uzaklığı bulunan Kıyıköy, Kırklareli’nin Vize ilçesinde bulunuyor. Boş zamanlarınızda veya kafa dinlemek istediğinizde kaçıp gelebileceğiniz bu yerde yapılacak en popüler aktivite trekking. Temiz havayı ciğerlerinize depolamak, şehirdeki strese dayanma kat sayınızı da artıracak. Bu yüzden fırsat buldukça gelmek isteyeceğiniz Kıyıköy’den bu yürüyüşlere rağmen dinlenmiş olarak ayrılacaksınız. Trekking size göre değilse ama balık tutmayı seviyorsanız Kıyıköy falezleri size bu imkânı sağlayacaktır. Buraya gelenlerin ziyaret etmeden ayrılmadığı yer, Aya Nikola Manastırı onu koruyan ve bakımıyla ilgilenen gönüllü bir meleğe sahip olmasından ötürü ilgi çekiyor. Buraya 30 yılını veren birinin varlığını bilerek bu antik yapıyı ziyaret ettiğinizde bakıma muhtaç bir yaşlının son demlerini yaşadığı düşünceleri oluşacak zihninizde. Bu yüzden bu yıpranan tarihi yapıyı hala ayaktayken görmek isteyeceğinizi düşünüyoruz. Günün sonunda da açlığınızı SonTango Restaurant’ta yiyeceğiniz Kıyıköy’de meşhur olan kalkan balığıyla gidermenizi öneriyoruz.

 

Trilye, Bursa

Bursa’nın Mudanya ilçesinde bulunan Trilye, çok eski bir Rum köyü aslında. Hala Rum mimarisinin esintileriyle misafirlerini buluşturan Trilye’nin Marmara’ya kıyısı da bulunduğundan deniz otobüsleriyle İstanbul’dan buraya gelmek çok kolay. Üstelik pek çok dizi ve film yapımcısı tarafından da set alanı olarak tercih ediliyor. Bu yüzden fırsatını bulduğunuzda bu kelimelerle tarif edilemeyecek kadar güzel olan ilçenin her köşesinde karşınıza çıkacak Rumlardan arta kalan sayısız yapıyı görmelisiniz. Mesela 12. yüzyıldan beri varlığını sürdürdüğü düşünülen Dündar Evi ve geçmişi 13. yüzyıla dayanan Kemerli Kilise için de en az 1-2 saatinizi ayırmalısınız. Ayrıca Tarihi Trilye Çamlı Kahve’de yapacağınız o leziz Trilye zeytinlerinin de bulunduğu kahvaltıyla güne başlamanızı önermek de çok yanlış olmayacaktır. Çünkü bu kahvaltıyı yapmadan dönerseniz sonra çok üzülebilirsiniz. Adı kadar kendi de harika olan Trilye’ye Mudanya İskelesi’nden araçla ulaşmak için 16,5 km katetmeniz gerekiyor.

Gölyazı, Bursa

Apollon Krallığı’na zamanında başkentlik yapmış olan Gölyazı, bilhassa organik yaşama ilgi duyan, köy yaşantısını özleyenler tarafından sıklıkla tercih ediliyor. Sadece huzuru arayanların değil, otantik set hayali peşinde koşan yapımcıların da adresi olmuş burası. Tabi, bunun sebebi salaş mekanların verdiği o doğal samimiyet hissi. Dolayısıyla sizin de buraya geldiğinizde yapacağınız en güzel şey, foto safari yaptıktan sonra dönerken yanınızda eşsiz hatıralar götürmek olacaktır. Çünkü eski tip evleri ve lokantaları size epey ilham verecek bu konuda. Bu ilginiz çekmediyse Uluabat Gölü’ndeki adalara düzenlenen turlara da “hayır” diyeceğinizi düşünmüyoruz. 20 dakikayı bulan bu turların ardından arta kalan zamanda Ağlayan Çınar ve leyleklerle tanışıp Gölyazı Balık Restaurant’ına giderek turna balığı yiyebilirsiniz. Özel aracınızla ulaşım sağlayacaksanız arabalı vapuru kullanarak İstanbul-Gölyazı yolunu yaklaşık 2 saatte aşmanız mümkün.

Amasra, Bartın

Batı Karadeniz’in en güzel illerinden biri olan Bartın’da bulunan Amasra, İstanbul’dan 457 kilometrelik uzaklıkta bulunuyor. 3 bin yıllık geçmişine rağmen güzelliklerini sır gibi saklayan Amasra, keşfedildiğinden beri özellikle İstanbullular tarafından sıklıkla ziyaret edilir oldu. Gerek plajları gerekse tarihi yapılarıyla ön plana çıkan bu yerde doğayla bir daha hiç bırakmamak üzere kucaklaşmak istiyorsanız Karaman Köyü’nde yakın bir mesafede konumlanan Göldere Şelalesi’ne gidebilirsiniz. 300 yaşlarında olduğu düşünülen Ağlayan Ağacı’n altında soluklanıp bir çay için mutlaka Amasra’ya gelmişken. Çünkü havadaki nemden dolayı yapraklarından su damlıyor ve sadece bu hadiseyi deneyimleyebilmek için insanlar burada vakit geçiriyor. Üstelik buradan Tavşan Adası’nı da seyretme imkanınız var. Bahar aylarında mükemmel olan Amasra’da bulunan Mustafa Amca’nın Yeri Canlı Balık Restoran’da söyleyeceğiniz balığın yanında meşhur Amasra salatasını da yemeden dönmeyin deriz.

Safranbolu, Karabük

Karabük’ün özel köşesi Safranbolu, her köşesinde tarihi detayları barındırması yönünden müze kent gibi görülüyor. Bu bakımdan İncekaya Su Kemeri, ilçenin etnik yönüne işaret eden tarihi Safranbolu evleri ile Kaymakamlar Evi ilçenin bu isimle adlandırılmasını çok iyi açıklıyor. Bu görülmeye değer noktalara vakit ayrılmalı ve hatta son zamanlarda Safranbolu’da en çok tercih edilen yerlerden Kristal Teras’a da bir uğramalısınız. Çünkü camdan yapılmış olan bu terasa çıktığınızda kanyon resmen ayaklarınızın altında kalıyor ve size eşsiz bir deneyim sunuyor. Safranbolu’da yaptığınız bu güzel geziyi denemeden dönmemeniz gereken lezzetlerden biri olan peruhi ile taçlandırmak isterseniz Safran Konak’ı önerebiliriz. İstanbul’dan yaklaşık dört buçuk saatte ulaşabileceğiniz Safranbolu’ya kış aylarında gelirseniz kendinizi kavurucu sıcaklarından da korumuş olursunuz.

 

Eskişehir

İstanbul’dan 3,5 saatte ulaşabileceğiniz Eskişehir’e geldiğinizde gezinize Sazova Bilim Sanat ve Kültür Parkı’ndan başlayabilirsiniz. Korsan Gemisi, Japon Bahçesi, Sabancı Uzay Evi gibi bölümleri bulunduğu için farklı ilgi alanları olan insanların bile birlikte vakit geçirebileceği eşsiz bir yer. Masal Şatosu, Esminyatürk ve Korsan Gemisi gibi bölümlere giriş ücreti 3 TL iken bazı bölümlerde ücretler 10 TL’ye kadar çıkabiliyor. Haşhaşlı dolama, kaşık börek ve cantık gibi lezzetlere sahip Eskişehir’de çibörek yiyelim, derseniz adresiniz Papağan Çibörek olsun. Biraz kafa dinlemek ve kendinize zaman ayırmak için geldiyseniz bu şehirde pek çok konsept kafeden dilediğinizi seçebilirsiniz. Bunlardan Eskişehir Kitapçısı, kitaplarla arası olanlar için efsane bir mekân.

Abant Gölü, Bolu

Milli park statüsünde olan bölgenin içinde kalan Abant Gölü, tanrının Bolu’ya bir armağanı adeta. Öyle ki sadece yerli değil yabancı turisti de sahip olduğu güzelliğiyle kendine çekmeyi başarmış olan Abant Gölü, kendi başına kalmak isteyenlerin de kalabalık bir grupla tatil planı yapanların da ilk tercihleri arasında yer alıyor. İstanbul’dan sadece 3 saat uzaklıkta olduğu için kısa tatil kaçamaklarının da ilk adreslerinden biri olan Abant Gölü çevresinde Samandere Şelalesi ve Akkayalar gibi görülecek pek çok eşsiz güzellik de mevcut. Karadeniz havasını soluyarak Abant Gölü’nün o nefes kesen manzarasının bir parçası olabilmek için kendinizi buraya atabilirsiniz. Ancak otomobilinizle giriş yapacaksanız giriş ücreti olan 8 TL’yi ödemeniz gerektiğini hatırlatmakta fayda var. Abant Gölü çevresinde yaptığınız geziler karnınızı acıktıracağından Abant Göl Restaurant’ta yiyeceğiniz alabalığın üzerine içeceğiniz salep gibisi başka yerde yok. Bu salebin yorgunluğunuzu bir çırpıda alıp götüreceğine emin olabilirsiniz.

Yedigöller, Bolu

Heyelan göllerinden olan Yedigöller, yıllardır İstanbul kaçaklarının sığınağı olmuş. Aynı sebeple oluşmuş olsalar da her birinin kendine has özelliklerinin olması bu yerin cazibesini hat safhaya çıkarıyor. Alabalık üretiminin de yapıldığı Yedigöller, 1965 yılından beri milli park olarak korunuyor. Yedigöller Milli Parkı’nı ziyaret ettiğinizde dinlendirici bir doğa yürüyüşüne çıkabilir ve Kapankaya’dan baktıkça bakasınız gelecek manzaranın tadını çıkarabilirsiniz. Mengen’e doğru uzandığınızda nehir kenarındaki piknik alanlarında Seringöl’ün arka tarafındaki üretim merkezinden alacağınız alabalıkları pişirmek için mangal yakabilirsiniz. Yaklaşık 305 kilometrelik yolu kat ederek İstanbul’dan Yedigöller’e arabanızla gelebilirsiniz.

Mudurnu, Bolu

Eğer İstanbul’un dışına çıkıp şöyle derin bir nefes almaya ihtiyacınız varsa 3 saat uzaklıkta bulunan rotanızı Mudurnu’ya çevirebilirsiniz. Çünkü burada yıllara meydan okuyan pek çok eski yapı bulunuyor ve sokaklarında gezerken zamanda yolculuk ediyormuş hissine kapılıyorsunuz. Bir de 600 yıldır devam eden bir gelenek var ki o da esnafın dilinden düşmeyen ve her cuma okunan Ahilik duası. Özellikle nostalji rüzgarları estiren heybetli Keyvanlar Konağı’nın gölgesinde oturup bir bardak çay içmek, Bolu gezinizin en unutulmaz anlarından olacak. Olur da açlık midenizi ele geçirirse kendinizi Tekeliler Konağı’na atın ve kızılcık tarhanası ve kaşık sapını deneyin.

Kaz Dağları, Çanakkale-Balıkesir

İstanbul’un stresinden kaçıyorsanız Kazdağı Milli Parkı’nda kamp yapmalısınız. Eğer temiz hava çarpmazsa burada yürüyüş hem bedeninize hem de ruhunuza çok iyi gelecek. Köyde kimseyi istemediği için adı çıkarılan kızın töre sebebiyle dağda bir başına bırakılma efsanesinin yaşadığı Sarıkız Türbesi burada görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. Zeus’un Truva Savaşı’nı izlediği rivayet edilen Zeus Altarı’ndan güneşi batırmak burada adet olmuş. Girişi ücretsiz olan Zeytinyağı Müzesi’ne gittiğinizde ise köy ekmeğinin tadına bakmanızı şiddetle tavsiye ediyoruz. Burada var olan ilginç aktivitelerden biri var ki, o da zayıflama kamplarına katılmak. Düşünürseniz eğer Darıdere Tabiat Parkı’nda bir tane var. İstanbul’dan yaklaşık 5,5 saat uzaklıkta olan Kaz Dağları’nda karnınız acıkırsa Adatepe’ki Cafe Meftun’da limonata içip mantı yiyebilirsiniz.

Çanakkale

Truva Antik Kenti’nin yuvası Çanakkale, adıyla bile ülkemize zafer kazandıran şehitlerini anımsatmaya yetiyor. Sadece bu sebeple bile bıkmadan usanmadan defalarca ziyaret edilebilecek türde bir yer olan Çanakkale, İstanbul’dan 410 km uzaklıkta bulunuyor. Dillere pelesenk olmuş türküde geçen Aynalı Çarşı’nın hikayesini öğrenip, içini gezdikten sonra Gelibolu Yarımadası’ndaki Conkbayırı Anıtları ile Mustafa Kemal’in saatinin tam olarak nerede vurulduğunu görebilirsiniz. 57. Piyade Alayı Şehitliği’ne uğradığınızda göğsünüze dolan gurur duygusuna ve kedere mâni olamayacaksınız. Hüzünden iştah kalırsa Çanakkale’de oldukça meşhur bir mekân olan Sardal-ye’de ekmek arası balık yiyebilirsiniz elbette. Meşhur peynir tatlısının tadına bakmak isterseniz Kadir Usta’da bu tatlı çok iyi yapılıyor.

Karaburun, İstanbul

İş ve okul gibi çeşitli sebeplerden bu şehrin kalabalığına maruz kalanların bir kısmı, hafta sonunda soluklanmak için Arnavutköy’de bulunan Karaburun’a sığınıyor. Taş çatlasın, 1 saatte varabileceğiniz bu mahalle, balıkçı kasabası olarak anılıyor. Bu yüzden gittiğinizde Gizli Bahçe’ye uğrayıp güzel bir kalkan balığı yiyebilirsiniz. Üstelik burada kano ve sörf gibi deniz sporlarının yanı sıra yamaç paraşütü gibi dağ sporları da yapma imkânı bulabileceksiniz. Henüz taze bir tatil merkezi olduğu için, Karaburun Köyü’ndeki plaj, denize girmek isteyenlere fazla bir hizmeti sunamıyor. Bu da aslında sessizlik arayanlar için Karaburun’u benzersiz bir seçenek haline getiriyor.

Şile, İstanbul

İstanbul Beykoz’dan sizlere el sallayan meşhur Şile’yi kafa dinlemek için tercih edecekseniz ilkbahar mevsiminin başlarında veya sonbaharın ortalarına doğru buraya gelmelisiniz. Çünkü Şile sezonda o kadar çok ilgi görüyor ki bırakın kafa dinlemeyi, yer bulmanız bile imkânsız hale geliyor. Onbir Göller Vadisi’ne gidip de Hacılı Şelalelerinin sularına kendini bırakmayan yoktur. Bu yüzden Şile’ye gittiğinizde sadece balık yiyip çarşı gezmeyin, bizce. İstanbul’dan ortalama 1 saat uzaklıkta olan Şile’nin romantik havasından faydalanmak isterseniz hafta sonundaki özel ve anlamlı günleriniz için tercih edebilirsiniz.

Riva, İstanbul

Beykoz burnunuzun dibindeyken ne gerek var kilometreler aşmaya değil mi? Riva, Beykoz’un velinimeti olarak tüm stres kaçaklarının buluşma noktası haline gelmiş. Yarım saatte merkezden rahatlıkla gelebileceğiz Riva, sahiliyle yazı erkenden getirenlerin de tercih ettiği bir yer oluyor sıklıkla. Sadece bu da değil, aynı zamanda ATV ile turların, eğlenceli pikniklerin ve turistik gezilerin de adresi olmuş Riva zaman zaman. Riva Kalesi gibi hem tarihe ilgi duyanların hem de güneşin batışını izlemek isteyenlerin soluklanma noktası olabilecek pek çok değer sahip bu mahalleye gelmek için bu hafta sonu arabalarınıza doluşun. Gelmişken 10 dakika mesafede bulunan Anadolu Feneri’ne de uğrayabilirsiniz.

 

Belgrad Ormanları, İstanbul

Stresle başa çıkmanın en iyi yolu temiz havada yapılan sıkı bir yürüyüş olabilir kimi zaman. Bu açıdan İstanbul, şahane bir yürüyüş parkuruna sahip aslında, Belgrad Ormanları. Üstelik yarım saatlik uzaklıktaki bu güzelliğin tadını çıkarmak için hafta sonunu beklemenize bile gerek yok. Doğanın huzur veren sessizliğinde, sadece adımlarınızı veya kulaklığınızdaki müziğin sesini duyabileceğiniz bu alanda 6 kilometrelik bir parkur bulunduğundan dolayı sabah koşuları için dahi buraya gelmeniz mümkün. Belgrad Ormanları size meşe, Anadolu kestanesi gibi ağaç türlerinin yanı sıra pek çok yabani hayvan türüyle de karşılaşma imkânı tanıyan, harika bir kaçış noktası görevi görüyor. Gitmeyi düşünürseniz Belgrad Ormanı’na girişin yayalar için 4 TL, şahsi otomobiller için 12 TL, motosikletler için ise 8 TL olduğunu hatırlatmakta fayda var.

Kilyos, İstanbul

İstanbul merkezden 35 dakika ötede bulunan Kilyos, yazları çok daha popüler olsa da tadını rahatlıkla çıkarabilmek adına bahar aylarında tercih edilmesi daha iyi. Çünkü yazın sıcakları daha selam vermeden plajlarına akın edilen bir yer burası. Aynı zamanda Kilyos Kalesi gibi tarihi dokulara sahip noktalarıyla genel kültürünüzü geliştirebileceğiniz bir yerleşim yeri. Ayrıca burada öyle bir çınar ağacı var ki 1453 yılında İstanbul’un fethi sırasında dikildiği rivayet ediliyor. Mutlaka bu noktalara uğrayıp öyle çekilin Kilyos’ta inzivaya. Karadeniz’in sularından nasibini almış Kilyos’a gelip de güzel bir Karadeniz pidesiyle veya meşhur kuymağıyla karın doyurmak isterseniz Peçko Pide size hizmet verebilir.

Polonezköy, İstanbul

Polonya’dan göçüp de vatanının özlemiyle Osmanlı toprağında yanıp tutuşan insanların Adampol diye anılan bu yere yerleşmesiyle başlayan macera, bu yerin isminin Polonezköy ile değişmesiyle devam etmiş ve kültürünü bu topraklara yerleştiren insanlar biriktirmiş. İstanbul’a yarım saatlik mesafede bulunduğundan zamanında özlem alışverişinin yapıldığı Polonezköy’e artık günü birlik seyahatler, hafta sonunda ufak tatil kaçamakları yapılıyor. Gelmişken de Polonyalıların mimarisine dalıp giden ziyaretçiler, ormanda yürüyüş yapıyor ve huzur içinde bisiklet sürüyorlar. Yeme içme derdine düşüldüğünde de buraya has kirazlara dadananlar ve ev usulü Polonez pastası yiyenler çoğunlukta. Baharda bir başka açılıp saçılan Polonezköy’e özel reçellerinin bulunduğu kahvaltısını etmek için de mutlaka uğrayın.

Ağva, Şile-İstanbul

İstanbul’dan yaklaşık 106 kilometre ötede bulunan Ağva’ya kendi arabanızla gidebilirsiniz. Daha tabelasını görünce sizi huzurla tanıştıran Ağva’yı romantik gezileriniz için tercih etmenizde fayda var. Hatta Göksu Nehri üzerinde yapacağınız tekne gezintisi de bu romantik tatilin hoş bir aktivitesi olabilir. Denk getirebilirseniz oldukça meşhur olan Ağva Mantar Günleri’ne de katılmanızı öneriyoruz. Bu özel etkinlikte mantar toplayan insanlar daha sonra canlı müzik eşliğinde eğlenerek harika vakit geçiriyorlar. Buraya kadar gelmişken meşhur barbekü partilerine katılmayı sakın ola atlamayın. Bir de geçirdiği restorasyondan sonra Sünger Bob’a benzetilen, kireç taşlarından yapılmış şu meşhur Ocaklı Kale’yi de görmelisiniz.

Prens Adaları, İstanbul

Her mevsim apayrı bir güzelliğe bürünen Prens Adaları Büyükada, Burgazada, Heybeliada ve Kınalıada’yı da kapsıyor. İstanbul’dan vapurlarla ulaşım sağlayabileceğiniz bu adalarda yapılabilecek en güzel şey kesinlikle bisiklete binmek olacaktır. İster kendi bisikletinizle gidin ister orada kiralayın ama mutlaka bunu yapın. Kızıl Adalar olarak da anılan bu adalardan Heybeliada’daki Ruhban Okulu’nu, Burgazada’da meşhur öykücü Sait Faik’in evinden dönüştürülen müzeyi ve tavşanı bol olan Sedef Adası’nı mutlaka gezmeli, görmelisiniz. Bu adaları ziyaret ettiğinizde palamut pilaki, mangalda su böreği ve torik lakerda gibi özel lezzetlerin tadına bakabilirsiniz.

Poyrazköy, İstanbul

Merkezden 40 kilometrelik mesafede olan ama yine de Anadolu Yakası sınırları içinde bulunan Poyrazköy’e Kadıköy’den kalkan vapurlarla gelebileceğiniz gibi kendi aracınızla da ulaşım sağlayabilirsiniz. Limana yanaşmış olan küçük balıkçı teknelerinin huzurlu bir hava kattığı Poyrazköy, tipik bir Karadeniz kasabası gibi görünüyor. Bunun sebebi de buraya Karadeniz’den göç eden insanların özünü çok geride bırakamamış ve beraberlerinde kültürlerini buraya kadar taşımış olmaları muhtemelen. Samimi bir izlenim yaratan bu yere geldiğinizde oldukça otantik bir havası olan kahvede biraz takılıp yörenin insanlarıyla sohbet etmeyi ihmal etmeyin. Çünkü ne varsa bu has insanların sohbetinde var. Bu sohbetler şehir yaşantısının bunaltıcı ve stresli havasını dağıtacak cinsten, bizden söylemesi! Güneşli havalarda bir başka güzel olan Poyrazköy’de biraz serinlemek isterseniz de Kadınlar Plajı’na 5 TL’ye ödeyerek girebilirsiniz. Polonezköy merkezinin çok yakınında konumlanan plajda deniz, kum, güneş üçlüsünün tadını doyasıya çıkarabilirsiniz. Yüzmek sizi acıktıracak, bunu çok iyi biliyoruz. Bu yüzden Poyrazköy’e has, güzel bir balık yemek isterseniz Poyraz Sahil Balık’ın kapısını çalabilirsiniz.

Yorum yaz

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Popüler Yazılar

Yukarı