Magazin

Şiddete karşı duyarsızlaşmış ve şiddet haberlerini kanıksamış bir topluma dönüşmek ise tehlikenin en büyüğüdür.

Sıla Gençoğlu’nun, oyuncu sevgilisi Ahmet Kural tarafından fiziksel şiddete maruz bırakıldığı iddası ile toplum olarak hepimiz sarsıldık. Toplum tarafından bu kadar sevilen ve bu kadar göz önünde bulunan insanların bu tarz başlıklarla gündeme gelmesi ise çoğumuzda büyük bir hayal kırıklığına neden oldu.

Olayla ilgili, şarkıcı Sıla Gençoğlu yaptığı ilk açıklamada,

“Hayatımdaki insanın fiziki şiddetine maruz kaldım. Bu, fiziki hasarı bir yana insanın kadın tarafını darmadağın eden bir olaymış. Çok kolay değil sokağa çıkıp ‘Ben şiddete uğradım’ diye bağırmak. Başıma gelen olay üzerine susmama kararı aldım. Hiç bir ceza, yaptırım benim yaşadığım kabusu hayatımdan silmeyecek, bunu çok iyi biliyorum. Bana uygulanan korkunç şiddet karşısında dilsiz kalmamayı tercih ediyorum. Bazıları hiç sevilmeyi öğrenememiş ama bence aşkın bununla hiç bir ilgisi yok” ifadelerine yer verdi. Akabinde, avukatı ile beraber adliyeye giderek, oyuncu Ahmet Kural ile ilgili uzaklaştırma kararı aldırdı.

Sıla Gençoğlu’nun, darp izlerinin açıkça belli olduğu fotoğraflarının yayınlamasıyla birlikte karşı taraftan açıklama gecikmedi.

Oyuncu Ahmet Kural’ın ilk açıklaması ise şöyleydi:

’Öncelikle böyle çirkin iddialarla karşınızda olduğum için çok üzgünüm. Bu çirkin iddiaların hiç birini kabul etmiyorum. 28 Ekim günü Sıla ve ailem yemek yedik. Güle oynaya evimize geldik. Ayrıntıları savcıya vereceğim ifadede öğreneceğimiz üzere aramızda karşılıklı itişme oldu. Bu esnada sadece kolunu tutum. Onun dışında hiçbir iddiayı kabul etmiyorum. Bununla ilgili hukuki yollara başvuracağım. Çok üzgünüm, çok! ‘’

Ancak, Ahmet Kural’ın bu açıklaması kamuoyu nezdinde çok da tatmin edici bulunmadı. Sosyal medyada ve diğer mecralarda çığ gibi büyüyen tepkiler sonucu Ahmet Kural’dan ikinci bir açıklama daha geldi. Bu açıklamada Ahmet Kural şu cümlelere yer verdi:

Sıla Gençoğlu Ahmet Kural

BASINA VE KAMUOYUNA

Ne olursa olsun, böyle bir olayın bir tarafı olduğum için, başta Sıla olmak üzere tüm kadınlardan özür diliyorum.O gece, benimle paylaştığı şeyleri itidalli bir şekilde karşılayabilmeliydim. Herkesin ayıbı kendine diye düşünmeliydim.Kadına şiddet konusundaki toplumda oluşan hassasiyeti, saygı ile karşılıyorum. Bu olaydan ben de birçok ders çıkardım. Hayatımın bundan sonrasında da çıkardığım bu derslerin gereğini yerine getirmek için çalışacağım. Bu yüzden ilk etapta bu gereklere odaklanacağım.

Türkiye’ye örnek gösterilen bir aşkın parçası iken, bu aşkın aktörleri, bu şekilde gündeme geldik. Bu ilişkiye ve Sıla’ya karşı saygımdan, bizi sevenlerin bu ilişkiye verdiği değere hürmetimden, olayın detaylarını resmi makamlar dışında paylaşmayacağım.Sevgiye, doğruluğa ve insanların vicdanında iyi şeyler birikeceğine inancımı hiçbir zaman kaybetmeyeceğim.

Ahmet Kural’ın , Sıla’dan ve diğer tüm kadınlardan dilediği bu özürde ve yaptığı bu öz eleştiride samimi olduğuna inanmak istiyor ve böyle bir olayla bir daha asla yan yana gelmemesini tüm kalbimizle ümit ediyoruz.

Ancak toplum vicdanını ayağa kaldıran bu olayın üstü öylece kapatılmamalıdır. Bu, Ahmet Kural ve Sıla Gençoğlu özelinden çıkarılarak, üzerinde ısrarla durulması gereken bir sosyal sağlık sorunudur. Şiddete karşı duyarsızlaşmış ve şiddet haberlerini kanıksamış bir topluma dönüşmek ise tehlikenin en büyüğüdür.

Hepimizin bildiği bir gerçek var ki; günümüzde bir çok kadın, sosyoekonomik konumu farketmeksizin, fiziksel, sözlü, psikolojik, cinsel veya yoksun bırakılma yolu ile şiddete uğruyor. Daha da fenası, erkeğin kadından üstün olarak görüldüğü toplumsal cinsiyet düzeninde, çoğu kadın çeşitli sebeplerle içinde bulundukları bu durumu dışarıya yansıtmaktan ve yüksek sesle söylemekten çekiniyor.

Şüphesiz, bedensel güç avantajını bu şekilde suistimal ederek, kadının davranışlarını korku faktörü ile kontrol etmeye çalışmak acizlikten ve haysiyet fakirliğinden başka bir şey değildir.

Toplumdaki , herhangi bir cinsiyet parantezine almaksızın, şiddeti kendinde hak gören; kalbi her anlamada yumruğu kadar olan bu tarz insanları kınamaktan ve böyle insanların vicdanlarına şifa dilemekten bir adım öteye gidilmelidir.

Bu insanlık suçuna ortak olmamak için, her bireyin bu olaylar karşısında kayıtsız kalmadan, sonuna kadar ve yılmadan sesini çıkarması; birlik ve dayanışma çemberi içinde, şiddetin her türlüsüne karşı ortak bir duruş sergilemesi gerekmektedir. Ayrıca bu kimselerin her koşulda, adalet önünde caydırıcı cezalarla yargılanması sağlanmalıdır.

Yorum yaz

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Popüler Yazılar

Yukarı