Yazarlar

SOSYAL MEDYA DEPRESYONUNA GİRDİM , DÖNÜCEM

Son dönemlerde gözlemlediğim ve dinlediğim konulardan biride sosyal medyanın kişilere yaşattığı depresif etki, herkes herkesin paylaşımlarından ve sanal mutluluklarından dertli , herkes herkesin hayatını ve yansıttıklarının sahteliklerini eleştirip, eleştirirken de depresyona giriyor.

Hayatımızı ele geçiren sosyal medya, bir takım psikolojik sorunları da beraberinde getiriyor.

Sosyal medya psikolojisi  diye bir tabir eklendi hayatımıza hatta sosyal medya depresyonu.

Sosyal medya her nekadar sanalmış gibi gözükse de gerçek hayata yansıyan beklentiler oluşturuyor.

Paylaşımların beğeni alması, takipçi sayıları, paylaşımlarınızın beğeni alıp retweet repost edilmesi, paylaşımların beklenen beğeniyi almaması neredeyse onur gurur meselesi haline geldi.

Sosyal medya depresyona sürüklüyor

Sosyal medya depresyona sürüklüyor

Yeterli bir takipçi sayınız yoksa, kendinizi doğru şekilde gösterememiş  ve belli bir kitlenin ilgisini çekememişsiniz anlamı taşıyor kimine göre , biriyle bir sorun yaşadığımızda konuşup çözümlemek yerine takipten  veya arkadaşlıktan çıkararak verir olduk tepkimizi , kişi bir insanın yüzüne söyleyemediği şeyi, sosyal medyada rahatlıkla söyleyebiliyor bu sadece eleştiri değil sevgi sözcükleri içinde geçerli, anne babasına ‘seni seviyorum’ diyemeyenler içinde  anne babasının olmadığı tüm takipçileri huzurunda ailesini ne kadar cok sevdiğini söyleyebiliyor da bunu onlara yüz yüzeyken söyleyemiyor mesela.

Yıllar önce bir arkadaşım ‘Gönül sen beni sevmiyor musun’ diye  sormuştu , böyle bir kanıya nasıl vardığını sorduğumda , ‘ne bileyim hiçbir paylaşımı mı beğenmiyorsun’ gibi bir açıklama yapmıştı. O an bu açıklama ile küçük bir şok yaşamıştım, yapılan paylaşımlara tepkisiz kalınca negatif algı oluşturmuştum,  paylaşımlarını beğenmek , takip etmek bir tür onaylanmaydı.

O dönemler sosyal medyayı cok aktif kullanmayan biri olarak , o günden sonra tam bir beğeni delisi olmuştum insanlara sevildiğini göstermek adına. Doğru olmasa da bunu görmek istiyorlardı.

Tıpkı sigara , alkol, yemek bağımlılığı gibi sosyal medya bağımlılığı eklendi hayatımıza hatta onlardan daha tehlikeli bir bağımlılık belkide.

Çünkü bu bağımlılık teknoloji ile destekleniyor ve hemen hemen herkesin sahip olduğu akıllı telefonlarda uygulamaları yüklemeseniz de paket olarak sunuluyor , yani uzak durmak neredeyse imkansız.

Nasıl oluyor da  bilgiye , yeniye, gelişimlere bukadar kolay ve rahat ulaşmamızı sağlayan bu platformlardan bukadar büyük zararlar görüyoruz.

Başkalarının yaptığı paylaşımlara bakarak  kendisini yetersiz gören ve yahut kendini başkalarından üstün görenler olarak farklı ruh halleri ile gel gitler yaşayan kitleler var.

Moda olan kıyafetler, stalklar ,eğlenceden , davetlerden yapılan paylaşımlar, gezilen yerler, yenilen yemekler, alışverişler kahkahalar içinde paylaşılan partiler ve bunları yapacak ekonomik güç, zaman , sosyal ortam  bulamadığı için kişi önce eksiklik hissediyor sonra yetersiz hissedebiliyor kendini  sonrası hayatın anlamsızlaşmasına varan derin boşluklar ve değersizlik hissi , yalnızlaşma hissi çıkabiliyor ortaya.

Paylaşımların beğenilmemesi kişiyi değersiz hissettirebiliyor , fenomenler onlara negatif  yorum yapan takipçilere cevap yetiştirip, kendini ifade etmeye çalışırken tükenip, depresyona girebiliyor.

Olmadığı kadar ışıltılı bir hayatın içinde yaşıyormuş izlenimi yaratıp derin yalnızlıklar yaşayanlar, hayal ürünü profiller, bulamadığı ilgiyi serumlu kol fotosu paylaşarak arayanlar, hastaneden canlı yayın yapanlar ve hatta ölen dedeleri ile selfie çekip paylaşanları normal karşılar olduk.

Fenomen olmak için arabasını parçalayanları,  çocuğu havuzda boğulurken kızını kurtarmadan önce durumu sosyal medyada paylaşan anneleri gördük .

Ne yediği , ne içtiklerini ne giydiğini saniye içinde paylaşmak dünyanın en önemli meselesi oldu adeta.

Aslında hepsinin altında yatan temel sebep ‘Onaylanma ihtiyacı’

Kabul görmek, ilgi görmek, doğru insan olduğunu kanıtlama ihtiyacı …

Bu duyguları doyuramayan insanlar hayatlarında olan biten herşeyi hiç bir özdenetimden geçirmeden paylaşıyor beklediği tepkiyi alamayınca  hayal kırıklığı  ve depresyon ile sonuçlanıyor.

Sosyal ağlarda geçirilen zamanlar boşanma sebebi bile sayılıyor .

Yasak koymak hesapları askıya almak çözüm değil elbet, doğru kullanıldığında pek çok yararı olan paylaşım alanlarında, yalnızlıklar yaşayıp ruh sağlığımızdan oluyorsak bir süre uzak kalıp düşünmemiz ve kendine şu soruları sormamız lazım.

Gerçek ve sanal  neden bukadar karışıyor? Neden bukadar önemsiyoruz takip edilmeyi, paylaşımlarımızın beğenilmesini? Kendimizi bu platformlarda var etme çabası neden ?

Neden bukadar etkileniyoruz başkalarının paylaşımlarından? Neden bukadar önemsiyoruz burda olmayı? Hangi duygumuzu doyurmaya çalışıyoruz?  Neden hayatımızda olan insanlarla geçirdiğimiz zamandan çalıp, hayatımızda olmayanların ve hiç olmayacakların hayatlarıyla ilgilenerek harcıyoruz tüm zamanımızı?

Gerçekte var edemediğin duyguları sanal alemde var etmek mümkün mü? Hayatınızdaki boşlukları doldurmak sanal alemde mümkün mü?

Sanal dünyanın yaşattığı depresyon etkisinden kurtulmak adına tavsiyem;  arada sırada kimsenin sizi rahatsız etmeyeceği ve kimsenin hayatıyla ilgilenmeyeceğiniz bir yer ve zamanda zihninizdekileri gözden geçirmek ve elemek ve arada sevdiklerinizle sanal dünyadan uzak göz göze iletişim kurarak zaman geçirmeniz,  en önemlisi de kendi varlığınızın  onayını başkalarının onayına sunmak yerine kendi varlığınızı onaylamak .

Yorum yaz

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Popüler Yazılar

Yukarı