İki günlüğüne gittiğim otelin bahçesinde birbirinden güzel sülün ve tavus kuşlarını görünce doğa erkeklere karşı ne kadar ayrıcalıklı diye düşündüm önce.

Doğadaki tüm hayvanların erkekleri (sülünler , tavus kuşları, aslanlar, hatta horozlar bile) oldukça ihtişamlı , dişileriyse erkeğine oranla gösterişten ve ihtişamdan uzaktı. Bu nasıl adaletsizlik derken sorumun cevabı tavus kuşlarından geldi.


Beyaz ve rengarenk tüylere sahip iki farklı cins tavus kuşu tüm ihtişamı ile kuyruğunu açıyor, titriyor ve garip sesler çıkarıyordu. Ne anlama geldiğini sorduğumda; erkek tavus kuşu üreme mevsiminde, sedefli, altın ve yeşil tüylerden oluşan kuyruğunu yelpaze gibi açar ve dişi tavus kuşunu etkilemek istermiş.
Gelin görün ki hiçbir görsel güzelliğe sahip olmayan dişi tavus kuşunun, erkek tavus kuşunun büyüleyici görsel şovuna tepkisi, koltuk altını kaşıyarak ve yerdeki yemleri yiyerek , sırtını dönerek umarsız bir tavır takınma şeklindeydi . Ne yaparsa yapsın dişinin ilgisini çekemiyordu.

Şimdi gelelim bu konunun kadın erkek ilişkileri ile ilgisine.
Doğadaki düzen bu şekilde işliyor, yaradılış gereği erkek kadını etkilemek için çaba sarfediyor. Nekadar gösterişten uzak olursanız olun ‘ Dişi seçiyor, Erkek seçiliyor’.
Yaradılış gereği diyorum çünkü dünyaya gelirken bile sistem bu şekilde işliyor, spermler yarışıyor ve kazanan sperm, yumurta ile birleşiyor ve hayat başlıyor .

Siz hiç Sperm peşinden koşan yumurta gördünüz mü ?

Peki doğaya aykırı davranıp seçilmek için verdiğimiz amansız çaba neden?
Birçok kadından şikayet olarak duyduğum neredeyse evlenme teklifini bekleyen, bir ilişki için hiçbir çaba sarfetmeyip kadından programlar, organizasyonlar , şatafatlı sofralar yapmasını bekleyip , neredeyse evden alınıp eve bırakılmayı bekleyen erkeklere dişi tepkiler verdiren şey kadınların verdikleri bu kaygısal çabaları mıdır sizce?
Kadınlar olarak sürekli bir güzellik kaygısı taşıyoruz. Daha güzel olduğumuzda, daha başarılı olduğumuzda, daha güçlü olduğumuzda daha güzel yemekler yaptığımızda, daha daha…. olduğumuzda daha iyi ilişkiler yaşayacağımız , seçileceğimiz zannına kapılıyoruz ve doğadaki erkek aslan, erkek tavus kuşu gibi davranıyoruz.
Bu kaygının altında yatan sebep özgüven ve özsaygı sorunları ve bunlarında temel sebebi olan değersizlik, yetersizlik duyguları.


Bu eksikliklerin yerini güzellik ve başarılarla doldurma ihtiyacı ve bu eksik duygularla gelen yanlış davranış tutumları, bizi tıpkı erkek tavus kuşu gibi kendini beğendirmek veya çiftini etkileme kaygısı ile erilleşmeye itiyor ve bu eril tepkilerimiz de erkeği günümüzde daha da dişi davranmaya itiyor.

Kadınlar olarak bıçak altına yatıyor, türlü acılar çekiyor, kendimizi aç bırakıyor, yüzümüze daha genç görünmek için iğneler batırıp türlü acılara katlanıyoruz, iğneli epilasyonlar da büyük acılar yaşıyor, saçları olmayan sevgilimize daha güzel görünmek adına kendimize ait olmayan saçlarla kaynak uygulaması yapıyoruz, koca göbeğine balkon benzetmesi yapıp durumu sevimli hale getiren, kendisiyle barışık erkeklerimiz için kendi sağlığımız için değil de onlara daha iyi görünmek için sürekli diyet programlarına dahil oluyoruz, aç kalıyor, yeme bozuklukları yaşıyor, saatlerimizi kuaförlerde harcıyoruz , peki niçin?

Erkekten gelecek bir ‘Günaydın’ mesajı için , kimi zaman bir kedi gibi saçlarımız okşansın ve hatta yaşımız geçerken(!) belki de bir çocuk bahşetsin diye!

Peki erkek ne yapıyor tıpkı dişi tavus kuşu gibi kadının bu emek, bu gösterişi karşısında göbeğini kaşıyor yada önündeki yemeği yemeye devam ediyor.


İlişki için daha kılını kıpırdatmamış birine hastayken çorbalar yapıp, uykusuz kalıyor yada ‘erkekler anneleri gibi güzel yemek yapan kadınları tercih eder’ bilinçaltı kalıbı ile kendini kanıtlamak adına saatlerini mutfakta harcayıp yeteneği ile ilişkiye hiç emek vermemiş erkeği etkilemeye çalışıyor, kadının bu emeği karşılığında erkeğin tek yapacağı şey o hazırlanan yemekleri afiyetle yemek oluyor. Şükranlarını dile getirise şanslısınız (!)
Bu çabalar kadının ilişki açlığından ve kaygılarından, erkeğe haketmeden verildiği için hiçbir önemi olmuyor.
Size yapılan şeylerin bir anlam ifade etmesi için onu haketmeniz gerekmektedir.

Erkeği kel manikursüz makyajsız tüylü gündüz halleriyle bi kot bir tişört ile filtreye gerek duymadan beğeni yağmuruna tutan sistem, kadına neden burnunu yok ettirecek filtre sistemine, kendine ait olmayan kirpik ve saçlara maruz bıraktırıyor.
Bulimia (yeme-çıkarma) hastalıklarını neden en çok kadınlar yaşıyor.

Özetle diyorum ki Özgüven en güzel dış giyimdir , içinde özgüven olmayan bir güzellik sizi mutsuz ilişkilerin içine sürükleyecektir.
Sonra ‘insanda çirkin şansı olucak kardeş’ seklinde cümlelerle motive etmeye çalışırken bulursunuz kendinizi.
Peki ne yapacağız? Elbette bakımlı olacak, gerekirse saatlerimizi kuaförlerde harcayacağız ama bunu başka kadınlarla rekabet etmek için yada bir erkeğe daha çekici görünmek için değil kendimize olan saygımız için yapacağız.
Özsaygı özgüveni doğurur.
Kabullenmekte zorlanıp ben zaten kendime iyi görünmek için çabalıyorum diyenler için ;
‘Aaa zaten toplantı iptal oldu saçlarıma fön çektirmeye, makyaj yapmaya gerek yok’ diyip kalabalık gruplara katılırken gösterdiğiniz özeni, kendinize göstermiyorsanız,
Arkadaş buluşmalarında giyiminize gösterdiğiniz özeni , evde yalnızken dizi çıkmış eşofman ve pijamaları giyip o özeni kendinizle başbaşayken göstermiyorsanız,
Aynadaki halinizi sevemiyor, kendinize değil ona daha güzel görünmek için türlü türlü acılar çekiyorsanız,
En güzel iç çamaşırlarınızı özel birileri için saklıyor, kendiniz için giymiyorsanız,
Onun görüntünüzle ilgili söylediği olumsuz sözlerden etkilenip söylenenleri içten içe onaylıyorsanız,
Misafir ağırlarken çıkardığınız o tabaklar ve servis takımlarını evde yalnız yemek yerken kullanmıyor yalnız yemek yediğiniz anlarda o masaya o tabağa gerekli özeni göstermiyorsanız,
O çok sevdiğiniz kokuyu yalnızca onunla buluşurken kullanıp kendiniz için güzel kokma gereği duymuyorsanız,
24 saatlik veya 1 haftalık zaman diliminde başkalarının ihtiyaçları için zaman yaratıp kendinize özel zaman yaratamıyor, kendinizle ilgili şeyleri sürekli mazeretle gösterip erteliyorsanız,
Aralarda olabilir elbette ama sizinle her zaman son dakika programsız kaldığı zamanlarda bir alternatif olarak buluşmasına izin verip, arkadaşlarınızla yaptığınız programları ‘ya zaten arkadaşlarımı hep görüyorum’ diyip sizinle randevulaşma gereği bile duymayan biri için programlarınızı sürekli iptal ediyorsanız,
‘Kaybederim ‘, ‘ya bir daha aramazsa’ gibi korkularla size ters gelen şeylere ‘hayır ‘ diyemiyorsanız, özgüven sorununuzu sorgulamanız gerekir ve özsaygınızı kazanmak için bir an önce harekete geçmelisiniz.
Özsaygı sadece bu sorularla basite indirgenmeyecek kadar önemli bir konudur ama başlangıçta kendini değerlendirmek, kendinle ilgili soruların cevabını almak için önemlidir.
Kendini öncelikler listesinin en üstüne almakla işe başla ve sınırlarını belirle.

Gönül Sonzamancı
Duygularımı uzun yazılarla ifade etmeyi, hafiflemeyi ve hafifletmeyi, kedileri, köpekleri , doğanın binbir rengini , denizin mavisini , fok balıklarıyla yüzmeyi , yaşanmış hikayeleri izlemeyi , dostlarla içilen kahvenin lezzetini, dünya lezzetlerini ve anne yemeklerini , sporun her türlüsünü ama en çokta pilatesi, dağlara tırmanmayı, yeni yerler görmeyi , gece denize girmeyi , canım istediği an dans etmeyi, babamı ozledıgımde Neşet Ertaş dinlemeyi , piyano sesi ile sakinleşmeyi, zamansız gelen süprizleri ve midemde uçuşan kelebeklerin yaşattığı o hissi hep çok sevdim . Hayat deneyimlerimi ve almış olduğum eğitimleri yaşam şeklimle birleştirip , cevreme hem fiziken hem de ruhen hafifleten çözümler sunmak , başkalarının hayatlarındaki olumlu degısımlere katkı sağlamak ve bunlara tanık olmak en büyük mutluluğum