Feminizm nedir

Feminizm terimi, kadınlar için eşit haklar ve yasal koruma sağlama amaçlı politik, kültürel veya ekonomik bir hareketi tanımlamak için kullanılabilir.


Feminizm, toplumsal cinsiyet farklılığı konuları ile ilgili politik ve sosyolojik teorileri ve felsefeleri, kadınlara yönelik toplumsal cinsiyet eşitliğini ve kadın hakları ve çıkarları için kampanyaları savunan bir hareketi içerir. “Feminizm” ve “feminist” kavramları 1970’lere kadar yaygın bir kullanım alanı kazanmamış olsa da daha önce çoktan kamuoyunda kullanılıyorlardı. Maggie Humm ve Rebecca Walker’a göre, feminizm tarihi üç dalgaya bölünebilir. İlk feminist dalga on dokuzuncu ve yirminci yüzyılın başlarındaydı, ikincisi 1960’larda ve 1970’lerde idi ve üçüncüsü 1990’lardan günümüze uzanıyordu.

Feminizm, Batı toplumunda kültürden yasaya uzanan geniş bir alana yayılmış perspektifler değiştirmiştir. Feminist aktivistler, kadınların yasal hakları (sözleşme hakları, mülkiyet hakları, oy hakları) için kampanya yürüttüler; kadınların beden bütünlüğü ve özerkliği, kürtaj hakları ve üreme hakları (doğum kontrolü ve kaliteli doğum öncesi bakım dahil) hakkı için; Fransız devrimiyle birlikte feminist ve eşitlik düşüncelerinin temeli atılmıştır.  Feminizmin temelleri, iş, eğitim, çocuk bakımı vb. konularda erkeklerle eşit hak ve konumda olmaktan, yasak kürtaj hakkı, kadın sağlığı üzerinde ilerlemelere, sosyal olarak da kadına yönelik şiddetin engellenmesi, tecavüzlerin ve tacizin ortadan kaldırılmasına, lezbiyenlik haklarına kadar farklı konuları kapsamaktadır.

 

"<yoastmark

Üç feminist dalga olan süreçlerden daha ayrıntılı bahsetmek istiyorum. İlk olarak;

1. Feminist Dalga

19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başlarında ortaya çıkan I. feminist dalgası, Wollstonecraft’ın “Kadın Haklarının Savunusu” ( Vindication of the Rights of Women) adlı eserindeki çizmiş olduğu talepler üzerine kurulmuştur. Kadın hakları savunusu, kadınların oy kullanması, eğitimde eşitlik, kadınların mülkiyet hakları gibi konuları içermekteydi. Amerikan Bağımsızlık Bildirisinde, Fransa’nın insan hakları bildirgesi ve doğal haklar doktrini geliştiren teorisyenlerin eserlerinde kadın ve kadın haklarına olan düşüncelere yer verilmediğini düşünen feminist gruplar, taleplerini sosyal ve siyasi alanlarda belirtti.


Temel doğal haklar doktrinini kadınlara uyarlayan en erken girişim, Elisabeth Cady Stanton tarafından ele alındı ve 19-20 Temmuz 1848 tarihinde yayınlanmış ola ‘Declaration of Sentiments (Duygusal Bildirisi)’dir. Deklarasyon 100 kadın ve erkek tarafından imzalanmıştır. Bu hakların içerisinde yer alan özgürlük, yaşam hakkı, rıza ve yönetimsel haklar bulunmaktadır. Bu dönem içerisinde kadınlar hem sosyal ve siyasal haklar hem de ırkçılığa karşı mücadeleye girişmişlerdir. Birinci Dünya Savaşı sona erdiğinde ise ABD, Rusya, İngiltere, Almanya ve 21 ülke kadınlara oy hakkı koşulsuz olarak tanımıştı.

3 Fransa’da, kızların eğitiminde fırsat eşitliğine, kadınların kamusal alanda çalışmalarına ve eşit iş ve ücret hakkı üzerine birçok reformist düzenlemeler gerçekleştirilmişti.  Bu dönemden hemen sonra feministler, sosyal, siyasal, ekonomik, hukuki gibi alanlarda taleplerde bulunmuşlardır. Ayrıca erkek ile kadının kamu ve özel alanlarda eşitlikçi ve daha özgür haklara sahip olunması yolunda mücadeleye girişmişlerdir.

2.Feminist Dalga

1960’lı yıllarda Batı’da gerçekleşen gelişmeler kadınları da etkilemiştir. Özellikle, kadınların güvenli doğum yapmalarını sağlayan teknolojik gelişmelerin ortaya çıktığı dönem bu dönemdir.

Kadınlar, teknolojiye ve alternatif yöntemlere ilaç gibi, kullanmada ve ulaşma durumunda zorluklar çekmekteydi. Kadın gruplar bunun için bir mücadeleye girişmiş ve tutucu olan kuralları kaldırma yönünde harekete geçmiştir. Her ne kadar 1. Feminist dalgasında kadınlar, erkeklerle eşit yasalara sahip olsalar da yaşamsal faaliyetlerde yine erkeklerden farklı konumdalardı. Kadın gruplar, patriarki yapılanmaların aile içi veya ev içi alanında eşitsiz rollerin devam ettiğini, evsel alanın “özel alan” ile ilgili eleştirilerde bulunmuşlardır. Ayrıca kadınlar, bedenlerinin erkek denetiminden çıkmasını istemiştir. Batı’da cinsellikle doğurganlığın birbirinden ayrılması için doğum kontrolünün yaygınlaştırılması talebi gündeme getirilmiştir.


Kürtaj hakkının tanınması istenmiştir ve1967 tarihinde doğum kontrol uygulaması yasalaşmıştır. Bu dönemde feminizm, belli bir grup kadın için değil tüm kadınlar için yapılmaktadır. Bu dönemde feministler, ideoloji, bilim, kültür, özel yaşam ve siyasal alanlarda mücadelelerine devam etmiştir.

3.Feminist Dalga

3. dalga feminizmi, 1990’ların başlarında II. dalga feminizmin pratiklerine, yanlışlıklara karşı bir tepki olarak meydana gelmiştir. Tepkiler genellikle feminizmin sadece üst, orta sınıf beyaz kadınlara indirgeyen bakış açısı olmuştur ve kadın hareketlerinin geniş olarak yayılması amaçlanmıştı. 3. Dalga feministler kadına olan şiddet, cinsellik ve kadınları güçlendirilme gibi konularla ilgilenmiştir.

Toplumsal değişime gidecek konuları barındıran 3. Feminist dalgası, milliyetçilik, siyaset, iktisat vb. konuları ele almış ve bu olguları feminist bir bakışla teorikleştirmeye çalışmışlardır. 3. feminist dalga, genelleyici olarak kadın sorunlarından daha çok, bireysel düzlemde kadınların sorunlarıyla ilgilenmek istiyordu. Diğer bir deyişle kadınların siyaset içerisinde olmalarını destekliyorlardı.

Ataerkil toplumsal düzeni eleştirmek ve var olan sorunlara karşı çözüm sağlayan bir yaklaşım sergilenmemiştir. Bu durumdan dolayı feminist gruplar düşüncelerini farklı şekilde ortaya koymaya ve farklı kuramlardan faydalanarak açıklamaya çalışmışlardır.


Sonuç olarak;

"<yoastmark

Feminist bilincin veya feminist yaklaşım olarak ifade edebileceğimiz gelişim süreçleri, toplumsal ve ekonomik alanda kadınların sosyo-ekonomik bağımsızlıklarını elde etmeye başlamasıyla olmuştur.  Çok sayıda yaklaşımı içerisinde barındıran feminist teori temelinde sarf edilen çabalar için, kadınların baş etmesi gereken durumların yanlış algılanması, toplumsal cinsiyet ayrımcılığı, siyasi, sosyal, ekonomik, hukuki, idari gibi alanlarda kadınların yaşadıkları baskı ve ikinci plana itilmişlik en aza indirebileceklerinin yollarını bulmaya çalışmışlar ve günümüzde bazı alanlarla ilgili bu çabalar hala devam etmektedir.