Corona virus

Dünya genelinde korkutucu ve belirsiz zamanlara girdik. Corona virüs ile birlikte hepimizi bir endişe ve panik hali aldı. Virüsün ölüm riskinin az olmasına rağmen yarattığı stres büyük.  Hayat kalitesi, ekonomi, çalışma şartları ve sosyalleşme gibi başlıklar açısından bir süre alıştığımızın çok dışında şeyler göreceğimiz kesin. 

Corona virüs – Peki yaşanan tüm bu olayların gölgesinde ne yapabiliriz?

Öncelikle corona virüsü kendi alışkanlıklarımıza ve yaşam şeklimize eleştirel bir gözle bakmak için bir fırsat olarak görebiliriz. Kendinizi bu ya da herhangi bir virüse karşı güçlü hissediyor musunuz? Darwin’in Survival of the Fittest – en güçlü olanın hayatta kalması – ilkesi bu şartlar altında günümüze uyarlansaydı siz hayatta kalan güçlüler arasında mı yoksa doğal seleksiyonda elenen güçsüzler arasında mı olurdunuz? 

Bildiğiniz üzere bu virüse karşı en doğal ve güçlü koruma bağışıklık sisteminiz. Her grip olduğunuzda antibiyotikleri, her hasta olduğunuzda onlarca ilacı dayayarak savaşma mekanizmasını elinden aldığınız bağışıklık sisteminiz… Sizce şu an ne kadar güçlü? Herhangi bir ilacın çare olamadığı bir savaşa ne kadar hazır? 

Sporla aranız nasıl? Sigara kullanıyor musunuz? Beslenmeniz ne durumda? Vücudunuz kendi başına her türlü hastalık ile baş edebilecek ve her durumda kendini iyileştirebilecek bir mekanizmaya sahip. Siz ona iyi davranır ve gereksinimlerini sağlarsanız tabii. Geçtiğimiz bir seneye baktığınızda vücudunuza gerçekten de iyi davrandınız mı? Temiz havayı, bolca suyu, bolca hareketi, yeri geldiğinde rahatlamayı, dinlenmeyi, eti, meyveyi, sebzeyi, şefkati ve sevgiyi verdiniz mi? 

Şu an ne durumda olduğunuzdan çok neleri değiştireceğiniz önemli. Başlamak için hiçbir zaman geç değil. Yeter ki gözlerinizi açın ve durumu olduğu gibi görün. Bahanelerinizi, kendinize söylediğiniz yalanları, vakitsizliğinizi, kendi kendinize yarattığınız koşuşturmacanızı ve sahte sorumluluklarınızı bir kenara bırakın. Kendinizi tüm bunlar olmadan, olduğunuz gibi görün ve nelerin kalıp nelerin gitmesi gerektiğine karar verin. 

İnsan olmanın bir parçası olarak bazen elimizdekilerin değerini kaybetmeden ya da büyük bir tehdit ile karşı karşıya kalmadan anlamıyoruz. İşte size büyük bir tehdit. Bu virüsü korkularınızı büyütmek ve endişelerinizi beslemek için mi kullanmak istersiniz yoksa evrilip güçlenmek için mi?

Böyle bir durum karşısında korku ve endişe hissetmeniz çok normal. Fakat önemli olan bu duygular ile ne yapmayı SEÇTİĞİNİZ. Eğer hiçbir şey yapmıyorsanız korkunuzun büyüyerek yayılmasına sebep oluyorsunuz demektir. 

Haberler, sosyal medya, sokaktaki konuşmalar, başınızı çevirdiğinizde gördüğünüz hemen hemen her şey bir felaket ile alakalı. Bu konuda iç rahatlatmak ve durumu şakaya vurup havayı hafifletmek isteyenler bile kolektif bilinçte bu durumun büyümesine katkı sağlıyorlar. 

Halbuki siz ne yapmanız gerektiğini biliyorsunuz. Virüse karşı almamız gereken önlemler son derece basit ve etkili. Beynimiz büyük bir sorunla karşı karşıya kalınca çözümünün de büyük ve komplike olması gerektiğini varsayıyor fakat gerçek böyle değil. Ellerimizi sıklıkla yıkamak, mümkün olduğunca kapalı ve kalabalık alanlardan uzak durmak ve hastalık belirtileri gösteriyorsak başkalarına bulaştırmamak adına gereken önlemleri almak. Ve tabii ki vücudumuza bakmak. İyi beslenmek, yeteri kadar uyumak, hareket etmek ve terlemek. Çözüm bu kadar basit. Bunları bildikten sonra her an ve her saat virüsün ilerleyişini, artan ölü sayısını takip etmemize ve hiç durmadan bu konuyu konuşmamıza gerçekten de gerek var mı?

Böyle bir pandemi karşısında asıl korkutucu olan ne biliyor musunuz? Kendi çıkarları için başkalarını yok sayabilecek bir zihniyetin hakim olduğu bir ülkede hayatınızın başkalarına bağlı olduğu düşüncesi. Siz üzerinize düşen her şeyi harfi harfine de yapsanız, sorumluluklarınızı mükemmel derecede de yerine getirseniz bir başkasının bilgisizliği, düşüncesizliği ya da çıkarcılığı sizin sonunuz olabilir. İşte en azından bari bu noktada aslında hepimizin birbirimize bağlı olduğunu artık anlayalım. Bu virüsün bize öğrettiği en güzel şey olsun kolektif kazanç. Üç beş kuruşluk ekstra gelir için kolonya, maske fiyatlarını beşe ona katlayan zihniyet artık bu virüsle anlasın ki başkalarının üzerine basarak bir yerlere çıkılmaz. Başkasını müşkül durumda bırakarak rahata kavuşulmaz. Bu dersi ne kadar çabuk öğrenirsek o kadar çabuk çıkarız ülkece bu gölgenin altından.

O yüzden lütfen kendi davranışlarınızı da bu çerçevede bir inceleyin. Hastalık belirtileri gösteriyorsanız kendi zevkinizi ya da isteklerinizi birinci planda tutup seyahat ederek başkalarını (ve aslında kendinizi) tehlikeye atmayın.

Sizde çok olan bir şeyi hiç olmayanlarla paylaşın. 

Ben iyi olayım da diğerlerine ne olursa olsun demeyin. 

”Hepimizin sağlıklı mutlu ve huzurlu olabilmesi için ben bugün ne yapabilirim?” diye sorarak başladığımız günlerin bol olması ümidiyle. 

Hepinize sorgulama, gelişim ve sağlık dolu bir hafta diliyorum.

Kendinize iyi davranın. 

 Cansın Ersöz