Fitoterapi Nedir, Nasıl Uygulanır? BİLİMİN IŞIĞINDA BİTKİLERLE TEDAVİ

Fitoterapi nedir

Fitoterapi Nedir, Nasıl Uygulanır? Fitoterapiyi Kimler Uygulayabilir?

2000’li yılların başından itibaren fitoterapi hakkında birçok kapsamlı deney ve klinik çalışmalar, fitoterapinin faydalarını gün yüzüne çıkarmaya başladı. Türkiye’de birçok hekim bu sayede T.C Sağlık Bakanlığı’nın Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği gereğince fitoterapi uygulama sertifikaları almaya başladı. Bu isimlerden biri olan Uzman Doktor Mehmet Portakal’da bugün bizlere fitoterapinin sağlığa faydaları, bilimin ışığında bitkilerle tedavi yöntemini kaleme aldı. 

Bitkisel tedaviler hakkında merak edilenler, fitoterapinin faydaları ve daha birçok konuyu Kadınca Özel okurları için hazırlayan Uzman Doktor Mehmet Portakal bu yazısında, fitoterapiden yararlanmak isteyenlere oldukça detaylı bir şekilde açıkladı.

Bir hastalığı önlemek veya tedavi etmek için bilimin ışığında etkileri kanıtlanan bitkisel ilaçlar ile fitoterapi hakkında merak ettiğiniz her şey için yazımızı okumaya devam edin…

FİTOTERAPİ NEDİR?

Fitoterapi; bir hastalığı önlemek veya tedavi etmek için bilimin ışığında etkileri kanıtlanan bitkisel ilaçlar kullanılması yöntemi olup geleneksel bir tıp uygulamasıdır. Bitkiler içermiş olduğu zengin etkin maddeler ile bize şifa verir. İnsanlık tarihi boyunca bitkilerin yararları ve riskleri üzerinde oluşan tecrübeler fitoterapinin temelini oluşturmuştur.

Fitoterapi; “phyto” ve “therapy” kelimelerinden oluşur, “Bitkisel Tedavi” demektir ve tüm dünyada bu şekilde kullanılır. Bilimin ışığında etkileri kanıtlanan bitkiler doğru şekilde hazırlanıp, doğru dozda ve kişiye özel hastalığına göre zamanında uygulandığında çok güzel sonuçlar alınmaktadır. Aynı şekilde koruyucu hekimlikte de yani bir hastalık meydana gelmeden sağlıklı kalmak ve hastalıklardan korunmak amacıyla da bitkilerden yararlanabiliriz. Görülüyor ki bitkiler hem hastalıkta hem de sağlıkta insanlara bir şifa kapısı olabilir.

Hipokrat “Besininiz ilacınız, ilacınız besininiz olsun” sözüyle bitkilerin sağlığımız için ne kadar önemli olduğunu vurgulamıştır.

Özellikle 2000’li yıllardan itibaren yürütülen kapsamlı deneysel ve klinik çalışmalar fitoterapinin etkinliğini çok daha güzel bir şekilde ortaya koymaktadır. Günümüzde bağışıklık, alerji, solunum yolu rahatsızlıkları, nörolojik hastalıklar, romatizmal hastalıklar, obezite, bağırsak problemleri, diyabet ve diğer kronik hastalıklar gün geçtikçe artmakta ve bunlara da fitoterapi özellikle etkili olmaktadır. Önemli olan bunları hazırlarken ve kullanırken, fitoterapi kalite standardizasyonunu sağlamaktır. Bu konunun popülerliği tüm dünyada gün geçtikçe artmaktadır; günümüzde çok büyük sayıda çağdaş bilimsel araştırıcı bu alana yönelmekte ve geleneksel uygulamayı kanıta dayalı tıp açısından değerlendirip modern tedavilerle birlikte bir sinerji oluşturmaya çalışmaktadır. Çünkü modern dünyada şişmanlık diyabet metabolik sendrom nörolojik hastalıklar kanser romatizma solunum yolu hastalıkları alerjiler ve kronik hastalıklar yeterli derecede önlenemeyen ama aslında tedbirlerle önlenebilir ölümlerin ve hastalıkların başında gelmektedir. Bu nedenle hem klinik tedavi hem de önleme açısından fitoterapi yaklaşımları günümüzde çok değerli bir hale gelmiştir.

FİTOTERAPİ BİLİMİN IŞIĞINDA BİTKİLERLE TEDAVİ

Fitoterapi görseli
Uzm.DR Mehmet Portakal Fitoterapi hakkında merak edilen soruları siz değerli okurlarımız için açıkladı.

T.C. Sağlık Bakanlığı; Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan “Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği” kapsamında Hekimlere yönelik Fitoterapi Uygulama sertifika eğitimleri düzenlenmesi ile alınan kararla 2017 yılından itibaren Fitoterapiyi Sağlık Bakanlığı sertifikalı hekimler uygulayacaktır.

Son yıllarda Avrupa ve Amerika’da dahil olmak üzere tüm dünyada bitkisel tedavilerin popülaritesi ve kullanımı çok artmıştır, çünkü geleneksel ve tamamlayıcı tıptaki gelişim; Sağlık alanında önemli bir değişimin parçasıdır. İnsanlar tüm dünyada sentetik ilaçların güvenirliğini ve etkisini sorgulamaya ve daha doğal tedavileri tercih edip kendi sağlıklarını yönetme anlamında kendilerini daha güçlü hissetmek istemeye başladı. Eczacılar ve doktorların da bu konulara ilgisi fazla ve bilgileri de gün geçtikçe artmaktadır.

Hekimin mutlaka bitkisel ilaçlar konusunda bilgili olması gerekir. Hekimin bitkisel ürünleri tamamen dışlaması yerine kendi kontrolünde uygun kombinasyon ile tedavisine destek sağlaması, hastanın güvenini kazanması, kontrolü dışındaki tedavilere yönelmesinin önlemesi bakımından önemlidir. Tedavi bir sanattır ve her hekim kafasında uyguladığı tedaviyi bir teraziye koymalıdır. Bir kefeye faydasını bir kefeye zararını koymalı ve yan etki potansiyelini de değerlendirerek tedaviyi uygulamalıdır.

Eczacılarımız da bilimsel literatürler ışığında kaliteli, etkin ve güvenli ürünlerle tedaviye destek sağlamak, sağlığı korumak amacıyla bitkisel ilaçları kullanarak fitoterapiyi akılcı bir şekilde kullanmalıdır.

Ülkemizde bitkisel tedaviler alanında güzel gelişmeler oluyor; gerçeğin ve ilmin ışığında, coğrafyamızın sahip olduğu zenginlik boyutu ile, eczacı-hekim el ele, estetik ve akıl içeren üretimler üzere insanlığın ihtiyacını karşılamak için çıkılacak güzel bir yol var.

Biz de bu amaçla bilimin ışığında etkileri kanıtlanan şifalı bitkilerin dünyasını daha yakından tanımak için çalışmalar hazırladık; böylece kendi şifa bahçemizi de oluşturmaya adım atabiliriz.

Bitkisel tedavilere ilgi neden artıyor?

Hiçbir bitki yok ki bir hastalığa iyi gelmesin. Aslında insanlık tarihi boyunca bitkiler şifa kaynağı olarak hep kullanılmış bu alandaki tecrübeler dünyanın değişik bölgelerinde farklı isimlerle anılan geleneksel tıp yöntemlerini oluşmasını sağlamıştır; Çin tıbbı, Güney Kore tıbbı gibi. Anadolu topraklarımız da bu konuda bir hazine aslında. Bu konunun önemi fark edildikçe bilimin ışığında kanıta dayalı tıp açısından değerlendirmeler arttıkça çok daha iyiye gideceğiz inşallah. Türkiye’de 11.000 bitki var.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kimyasal tekniklerde görülen gelişme karşısında şifalı bitkiler geri planda kalmış önemini kaybetmişti. Çünkü kimyasal olarak sentezlenen ilaçların daha kolay temin edilmesi ve kısa sürede etkisini gösterebilmesi bir avantaj olarak sunuldu. Ancak insanlar 1960’lı yıllarda tarihi “talidomit faciası” ile gözlerini açtı. Hamilelerde bulantı ve kusmayı önlemek için verilen ilaca bağlı olarak kolsuz bacaksız bebeklerin doğumu kimyasal ilaçların güvenilirliğinin sorgulanmasını başlattı. Daha sonra yaşanan gelişmeler ve bitkiler arasında kanıta dayalı ortaya çıkan güzel sonuçlar gün geçtikçe fitoterapi tercihlerini artırmaya başladı.

Fitoterapi ne değildir?

İnsanların doğal ürünlere yönelmesi ve özellikle bitkileri tercih etmesi sebebiyle son yıllarda sadece ticari amaçla bu alanda faaliyet gösteren, eğitimi olmadan öneride bulunan, ticaretini yapan, televizyonlarda ve sosyal medyada tedavilere kalkışan çok sayıda kişi görebiliyoruz. Bunlar her derde şifa dağıtan akademik ünvanlı ya da unvansız kişiler olabiliyor.  Ama ne yazık ki bitki biliminden uzak oldukları gibi fizyoloji anatomi ve klinikten de habersiz oldukları için; cahil cesareti ile davranabilmekteler, bu durumlar da bazen istenmeyen sonuçlara yol açabilmektedir. Neyse ki sağlık bakanlığımız 2017 yılından itibaren bu konulara çekidüzen verdi ve bu konuda üniversitelerde belli eğitimler aldıktan sonra tıp doktorlarının öneride bulunabileceği, reçete Yazabileceğine dair yönetmelik çıkardı, bunlar çok güzel gelişmeler.

Bir bitkinin toplama zamanı toplama şekli, ne şekilde kullanılacağı, dozu, kişinin başka hastalıkları varsa sistematik olarak değerlendirilip uygun bitkinin seçilmesi v.b. durumlar hepsi bilgi ve tecrübe gerektirir.

Örnek olarak; Bir bitki veya baharatın normalde mutfakta kullanım miktarı ile tedavi amaçlı kullanımı çok çok farklıdır. Yemeklerimizde kullandığımız Zencefil doğal olarak markette baharatçılarda bulunmaktadır ancak belli bir miktarın üzerinde hamilelerde düşüğe yol açabilmektedir. Oysa böyle Özel durumlarda kronik hastalıklarda, çoklu ilaç kullanımında, hamilelerde hekim ve eczacı görüşü alarak ve kontrolleri yapılarak uygulanması gerekir. Bir bitkinin şifa mı zehir mi olacağını belirleyen; dozudur, miktar önemlidir ve kişiden kişiye değişebilir.

Her konuda olduğu gibi bir maddenin yararlı ya da zehirli olması miktarına bağlıdır zaten eczacılık Şifa ve zehir arasındaki sonucu belirleyen o ince çizgiyi insan sağlığı yararına kullanabilme sanatıdır. Eczacı ve hekimler fitoterapi uygulamasında el birliği ile insanlara gün geçtikçe çok daha yararlı olmaktadırlar. Çünkü bu ürünlerde kullanılan miktar ve süre ürün kalitesi güvenilirliği içinin hazırlanış şekli ile birlikte kullanacak kişinin genetik yapısı kişinin yaşı kronik hastalıkları kullandığı ilaçlar ve sağlık durumu analiz edildikten sonra tedavi programı başlanmalıdır, o zaman sonuçlarda çok başarılı olmaktadır.

Fitoterapi nasıl uygulanır?

Hastalıkta ve sağlıkta bitkisel tedavilerin uygulama şekilleri vardır. Burada amacı doğru belirlemek ve doğru şekil ile uygundur bir planlama bizi güzel sonuca ulaştıracaktır.

Bağışıklığımızın ve kronik hastalıkların önemini corona döneminde çok daha yakından gördük. 

Bitkisel tedaviye başlamadan önce bir hekim veya eczacıya başvurun. Özellikle reçeteli ilaç kullanıyorsanız bitkisel ilaçlara başlamadan önce fitoterapi uzmanına başvurmanız en iyisidir; günümüzde fitoterapi eğitimini doktorlar ve eczacılar almaktadır. Bitkiler ve kimyasal ilaçlar bir araya geldiği bazı durumlarda tehlikeli olabilir ya da yan etkilere yol açabilir doz ayarlaması gerekebilir hamile ya da emzirme dönemindeki kadınlar bitkisel ilaçları kullanırken özellikle dikkatli olmalıdır çocuklar için de öncelikle bir uzman görüşü almak gerekir.

Modern tıp biliminin bu günlerinde birçok durumda bitkilerin vücudumuz ve zihnimiz için neler yapabileceğini daha çok görüyoruz. Şifalı bitkiler gündelik hayatımızın bir parçası haline gelebilir; evimizde bitkilere yer açmak, mutfağımızda oluşturacağımız baharat dolapları, mevsimine göre tüketeceğimiz bitki çayları, hastalıkta ve sağlıkta kullanacağımız uygun şifalı bitkiler ve beslenmemize göstereceğimiz özen; şifalı bitkiler dünyasını daha yakından tanımamızı sağlayacak.

Bitkileri kullanmanın birçok yolu var;

  • Çay
  • Şurup 
  • Toz 
  • Tentür 
  • Merhem
  • Kapsül veya tablet 
  • Lapa gibi.

İçerek veya cilt üzerine uygulanan bu yöntemler konusunda doktor veya eczacınız gerekli bilgiyi size verecektir. Fitoterapi reçetesi yazarken günde kaç kere kullanılacağı aç veya tok olarak alınma şekli ve süresi de anlatılacaktır.

Günümüzde insanlar daha fazla üretmek ve daha fazla kazanmak için bitkiler ve diğer meyve sebzeler konusunda ne yazık ki insan sağlığı ile oynayabiliyor; nadasa bırakılmayan topraklardan tutun da bahçelerde tarlalarda kullanılan kimyasal maddeler, daha fazla ürün elde etmek için kullanılan hormonlar, böcek Öldürücüler, GDO ve katkı maddeleri bizi çok daha dikkatli davranmaya yöneltmelidir. Özellikle bugünlerde yaşadığımız pandemi döneminden sonra sağlıklı yaşam ve koruyucu hekimlik; günümüzün önemli kavramlarından biri haline gelecektir.

Hastalıkta veya sağlıkta her zaman kullanılabilecek, bilimin ışığında etkileri kanıtlanan bitkileri hayatına sokmak isteyenlere önerim; okuyun, öğrenin, sorun, düşünün ve taze taze için.

Uzm. Dr. Mehmet  Portakal Kimdir ?

Uzm.Doktor Mehmet Portakal
Uzm. Dr. Mehmet  Portakal  Kimdir?

1992 yılında Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olan Dr. Mehmet PORTAKAL, 2004 yılında İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanlığı ve 2006 yılında Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Biyokimya doktorasını tamamladı.

2017 yılında Bezmialem Üniversitesi’nde Fitoterapi eğitimlerini tamamladı. Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde de Ozon Tedavi, Hacamat ve Sülük Tedavileri Tamamlayıcı Tıp Eğitimleri aldı.

Romatizmal Hastalıklar, Tıbbi Beslenme, Sağlıklı Yaşam, Koruyucu Hekimlik, Osteoporoz (Kemik Erimesi), Fibromiyalji (Kas Romatizması), Anti-Aging, Antioksidanlar, Bitkilerle Tedavi (Fitoterapi), Geleneksel Tamamlayıcı Tıp (Hacamat, sülük, ozon oksijen tedavisi) gibi konular üzerine çalışmaları, yerli ve yabancı basında yayımlanmış birçok makalesi bulunmaktadır.

Bir çok yerel ve ulusal televizyon kanallarında, radyo programlarında gerek yapımcı gerekse konuk olarak katılmış ve bilgi ve deneyimlerini büyük kitlelere ulaştırmıştır. Çeşitli dergi, gazete ve internet haber sitelerinde köşe yazarlığı yapmaktadır.

Amacı her daim kişilere özel bireysel en kısa zamanda cevap alınacak doğal tedavi planları hazırlamak ve kendilerini daha iyi hissetmek isteyenlere bu yönde imkânlar sağlamaktır. Hayatın her anında, hastalıkta ve sağlıkta, insanları diri, dinç, uyanık ve sağlıklı kılacak bir kılavuz olmayı hedefleyen Uzm. Dr. Mehmet PORTAKAL, doğru teşhis ve zamanında müdahale ile insanları sağlığına kavuşturmak ve yaşam kalitelerini arttırmak için her zaman girişimci ve yenilikçi çalışmalara imza atmıştır.

Hekim olarak; ruh ve beden sağlığının birlikte ele alınması gerektiği düşüncesi ile “dünyayı nasıl görmek istiyorsak, dünyamız da öyle olacaktır” felsefesiyle topluma ve insanlığa faydalı olabilmek için Konya ve İstanbul’da kliniğinde çalışmalarına devam etmektedir.

Yazar

Uzm. Dr. Mehmet Portakal
Uzm. Dr. Mehmet Portakal

Uzm. Dr. Mehmet Portakal
Fiziksel Tıp & Rehabilitasyon Fitoterapi Uzmanı

İlgili Yazılar

Başka Yazı Yok

Giriş Yap